İtalyaRoma

Roma Gezilecek Yerler

Kiraladığınız Vespa’lardan inip dilim pizzanızı büyük bir keyifle yiyebileceğiniz renkli meydanlardan, Rönesans mimari türünde yapılmış şapellerden ve yine o döneme ait çeşitli eserleri inceleyebileceğiniz müzelerden, yıl içerinde milyonlarca turistin ziyaret ettiği Vatikan’dan, yanında olmaktan büyük bir heyecan duyacağınız tarihi kalıntılardan ve sıcakkanlı İtalyanlardan bahsettiğimiz bu 21 noktadan ibaret gezi planımıza hoş geldiniz.

1) Colosseo

Roma Dönemi’nde inşa edilen en büyük amfi tiyatro olma özelliğine sahip Kolezyum, Antik Roma’nın ikonik bir manzarasıdır. MS 72 ila 80 yılları arasında inşası edilen yapının açılış kutlamalarında yüzlerce hayvan ve insan eğlence amaçlı katledilmiştir.

Ortalama 60.000 kişilik izleyici kitlesiyle zamanında birçok tiyatro oyununa, hayvan ve gladyatör dövüşlerine, infazlara, halk gösterilerine ve hatta içi su ile doldurulup taklit deniz savaşlarına ev sahipliği yapmış bu yapı, günde binlerce ziyaretçi kapasitesi ile turistik bir cazibe merkezidir.

  • Avrupa Birliği ve AB üyesi olmayan ülkelerden 18 yaşın altındaki vatandaşlar için, İtalyan Öğretmenler için ve 9 Mayıs ve 5 Haziran tarihlerinde ziyaret etmek isteyen gezginler için girişler ücretsizdir.
  • Ücretler görmek istediğiniz bölümlere, yaşınıza veya hangi ülkenin vatandaşı olduğunuza göre değişebilmektedir. Bu nedenle buradaki web sitesine tıklayarak çeşitli fiyatlandırma koşullarına göre biletinizi alabilirsiniz.
  • Bu arada, girişte siki bir denetleme ve uzun bir sıranın sizi beklediğinden emin olabilirsiniz.

2) Arco di Costantino

Konstantin takı, Roma’da, I. Konstantin’in (Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatoru) Milvian Köprüsü’ndeki Maxentius’a (306 – 312 yılları arasında tahta çıkmış Batı Roma İmparatoru) karşı 312 yılında kazandığı zafer adına dikilen ve üç kapısı bulunan bir zafer kemeridir. Roma içerisinde ayakta kalan bu tek tak, üzerindeki etkileyici kabartmalarla Roma askerlerinin zaferlerini ve önceki imparatorları betimlemektedir.

3) Palatino

Roma Giriş metninde bahsettiğimiz Romulus ve Remus kardeşlerin bir kurt tarafından büyütülme efsanesi Palatino adli tepede geçmektedir. Yedi tepe üzerine kurulu olan Roma’nın Foro Romano manzaralı Palatino Tepesi Roma mitolojisinde bu nedenle özel bir yere sahiptir.

Zamanında aristokrat kesimin ikamet adresi olan Palatino Tepesi, ayrıca başkentin temellerinin de atıldığı yerdir. Tarihi, sanatsal ve kültürel kalıntılar nedeniyle Antik Roma hakkında bilgi edinmeyi isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyan bu bölgeyi ziyaret etmeden Roma’dan ayrılmayın deriz.

4) Foro Romano

Antik Roma döneminde ticari, siyasi, dini ve kültürel faaliyetlerin merkezi olarak kullanılmış olan Foro Romano, kentsel alanların nasıl kullanıldığını açık bir şekilde gösteren çeşitli tarihi yapıları ve kalıntıları nedeniyle şehrin açık hava müzesi olarak anılmaya hak kazanmıştır.

Bu tarihi merkez ile ilgili bir diğer ayrıntı ise zamanında zeminin bataklık olmasıdır. Bu bataklık alanın düzenlenip temizlenmesi ise Tarquinius Priscus (MÖ 616 – MÖ 579 yılları arasında tahta çıkmış beşinci Roma Kralı) aracılığı ile olmuştur.

Efsanelere göre bataklığın boşaltılıp alanın temizlenmesi için Roma Kralı Tarquinius Priscus dünyanın en eski kanalizasyon sistemlerinden biri olan Cloaca Maxima’yi inşa ettirmiştir. Kirli suların Tiber Nehri’ne boşaltıldığı sistemle bataklık kurumuş ve harikulade yapıların ve kalıntıların günümüze kadar ulaşmasına zemin hazırlanmıştır.

Bilet ücretleri ve giriş saatleri çeşitli durum ve şartlara göre değişebilmektedir. Bu nedenle kendi web sitelerini ziyaret edebilir ve daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

5) Monumento nazionale a Vittorio Emanuele II

Kentin en gösterişli yapılarından birisi olan bu anıt, 1885 – 1911 yılları arasında Giuseppe Sacconi (İtalyan bir mimar) tarafından Birleşmiş İtalya Krallığı’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele’yi onurlandırmak için yapılmıştır.

Yapımında beyaz saf mermer kullanılmış olup birçok anlamlı heykele, görkemli merdivenlere, I. Dünya savaşı sonrasında inşa edilen Asker Mezarlığı’na, bir müzeye ve kent manzarasını seyretme olanağı bulabileceğiniz teras kısmına sahiptir.

6) Basilica di Santa Maria Maggiore

Meryem Ana’ya atfen donemin Papa’sı tarafından farklı mimari tarzları kullanılarak inşa ettirilen bir tur Bazilikadır. Bu altın, mozaik ve mermerlerle süslü ihtişamlı yapı nefes kesici manzarasıyla ince işçilik eseri olduğunu herkese kanıtlamıştır.

7) Fontana di Trevi

Barok mimari tarzıyla göz alıcı bir güzelliğe sahip olan ve 1732 yılında Nicola Salvi tarafından yapılan dünyaca ünlü bu çeşme her gün binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Roma’nın ikonik yapısı haline gelen çeşme hakkında ayrıca birçok efsane de bulunmaktadır. Bunlardan bazıları;

Sağ eli ile sol omzunun üzerinden çeşmeye para atanların dileklerinin kabul gördüğüne inanılmaktadır. Bir diğer ise çeşmeye bir bozuk para atmanın bir gün Roma’ya dönüleceğine, iki tane bozuk para atmanın Romalı güzel bir kıza âşık olunacağına, üç tane bozuk para atmanın ise Roma’da birisi ile evleneceğine işaret ettiğine inanılmaktadır.

8) Pantheon

İlk zamanlarında Roma tanrılarına adanmış bir tapınak olarak MS 2. yüzyılda inşa edilen Pantheon, MS 7. yüzyıldan itibaren ise Meryem Ana’ya adanmış bir kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde meşhur kralların, sanatçıların ve mimarların mezarlarının bulunduğu bu görkemli yapı tüm Roma yapıları içinde en iyi korunmuş olanı ve muhtemelen de dünyada döneminin en iyi korunmuş binasıdır.

9) Piazza Navona

Zamanında çeşitli spor dallarına ait müsabakaların gerçekleştirildiği bir stadyumun üzerine inşa edilen bu meydan, Roma’da gündelik hayatin en heyecanlı ve eğlenceli geçtiği noktalardandır.

Sokak sanatçılarının, ressamların, müzisyenlerin, karikatüristlerin, jonglörlerin, sihirbazların ve kukla ustalarının etraftaki insanları eğlendirdiği, günün her saati dolu olan meydan ayni zamanda ortasında farklı kıtalarda yer alan 4 farklı nehri sembolik bir şekilde ifade eden ve heykellerden oluşan bir çeşmeye de (Fontana dei Fiumi) ev sahipliği yapmaktadır. Bu çeşmenin ifade ettiği nehirler ise Ganj Nehri, Tuna Nehri, Rio de la Platta Nehri ve Nil Nehri’dir.

Bunların dışında çevrede birçok kafe, restoran ve küçük butik dükkânlar vardır. Sizlere önerimiz ise, özellikle aksam saatlerinde gelmeniz, bir kafeye oturmanız ve etrafı seyrederek keyifli bir vakit geçirmenizdir.

10) Via del Corso

Piazza del Popolo ve Piazza Venezia adli iki tarihi yapı arasında bulunan bu cadde, 15. yüzyıldan itibaren kentin en önemli alışveriş bölgelerinden birisi haline gelmiştir. 2 şeritli ve 2 dar kaldırımlı caddenin günümüzde her ne kadar benzerleri çok daha geniş ve zengin içerikli olsa da Roma’da alışveriş merkezi olarak kullanabileceğiniz bu cadde aynı zamanda farklı mimari stillere sahip birçok yapıya da ev sahipliği yapmaktadır.

11) Piazza di Spagna

Geçtiğimiz yüzyıllarda yapılmış olan “Scalinata di Trinità dei Monti” adli meşhur İspanyol Merdivenleri ve “Piazza di Spagna” adli meydan özellikle gün batımından sonra yer alan ışıklandırmalarla yerli-yabancı birçok kisi için cazip bir nokta haline gelmiştir. Her ne kadar günümüzde İspanyol Merdivenlerinde oturmak veya yemek yemek Roma Belediyesi tarafından yasak olsa da Piazza di Spagna adli meydan her gün binlerce turisti ağırlamaya devam etmektedir.

12) Galleria Borghese

İtalyan Kardinal Scipione Borghese’nin koleksiyonunda yer alan ve farklı yüzyıllara ait olan tablolardan, heykellerden ve antikalardan oluşan bir tur galeridir. Bu galeriyi gezebilmeniz için rezervasyon yaptırmanız gereklidir. Biletler zaman sınırlamalıdır ve yoğun talepten dolayı biletinizi önceden ayırtmanız tavsiye edilmektedir.

13) Villa Borghese

Sahip olduğu 1.700 dönümlük alanı ve içerisindeki çeşitli mitolojik karakterleri, çeşmeleri, koruları ve bahçeleri ile sadece Roma’nın değil, Avrupa’nın en geniş kent parklarından birisi sayılan Villa Borghese, şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için huzurlu ve keyif verici devasa bir parktır.

14) Piazza Del Popolo

MO 220 yılında inşa edilen, 1809-1816 yılları arasında Romalı Mimar, Tasarımcı, Şehir planlamacısı ve Arkeolog Giuseppe Valadier tarafından son haline getirilen ve Roma’nın en büyük meydanlarından biri olan Popolo Meydanı, sosyal açıdan oldukça renkli atmosfere sahip olması ve yıl içerisinde çok sayıda kültürel etkinliğe de ev sahipliği yapıyor olması nedeniyle milyonlarca turistin ilgi odağı haline gelmiştir.

15) Castel Sant’Angelo

Roma’nın önemli tarihi yapılarından bir diğeri ise Castel Sant’Angelo’dur. Zamanında hapishane, zindan, işkence merkezi, papaların ikametgâh yeri ve savunma kalesi olarak kullanılmış olan bu yapı, günümüzde ise içerisinde çeşitli eserlerin sergilendiği Museo Nazionale di Castel Sant’Angelo’ya ev sahipliği yapmaktadır.

16) Città del Vaticano

Aziz Petrus’un (St. Pietro) (Hıristiyan dünyasının ilk papası) öldüğü yerde temelleri atılan, günümüzde dünyanın en değerli müzelerine, tarihi yapılarına ve sanat eserlerine ev sahipliği yapan Vatikan, ondan sonra sıra ile gelen papalarında ikametgahı olmaya devam etmiş.

1929’da İtalya Devleti’yle Kilise arasında Laterano Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Papalık, başkenti Roma olan İtalya devletini tanırken, İtalya da Papalığın Vatikan Kenti Devleti üzerindeki egemenliğini onayladı. Böylece Papa’nın tam bağımsızlığı güvence altına alınmış oldu.

Hristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan’da, mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanmaktadır. Hem devlet hem de Katolik mezhebinin ruhani lideri olan Papa, yasama, yürütme ve yargının da başkanıdır.

Surlarla çevrili ve bir grup muhafız ile korunan Vatikan, aynı zamanda doğrudan ya da dolaylı olarak sahibi olduğu veya yönlendirdiği birçok gazete, dergi, radyo istasyonu ve TV kanalına da sahiptir.

Yılda milyonlarca turistin ziyaret ettiği bu bölge ayrıca birçok gezilecek tarihi, sanatsal ve kültürel noktayı da içerisinde barındırmaktadır. Haydi şimdi onlardan bazılarını inceleyelim…

17) Piazza San Pietro

1656-1667 arasında Papa VIII. Alexander için Gian Lorenzo Bernini (17. yüzyıl Roma’sında, bir heykeltıraş, ressam ve mimar) tarafından tasarlanıp inşa edilen bu meydan, çevresinde yer alan 284 sütun, görkemli kiliseler ve çeşitli süslemeler ile Vatikan şehrinin en ünlü meydanıdır.

18) Cappella Sistina

1477 yılında inşaatına başlanan ve 1483 yılında Rönesans mimari türünde yapımı tamamlanan dünyanın en değerli sanat eserlerinin bulunduğu şapel (Hristiyanların küçük ibadet yeri), Cappella Sistina.

Bu Şapelin şöhreti büyük oranda iç mekânını süsleyen fresklerden gelmektedir. Bunlar arasında en önemlileri Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni tarafından yapılan Sistina Şapeli Tavan’ıdır (Volta della Cappella Sistina).

Özellikle şapelin tavanında yer alan ve yine Michelangelo tarafından 1512 yılında oluşturulan “Âdem’in Yaratılışı” (Creazione di Adamo) adli eseri dünyaca ünlü bir fresktir. Bu fresk Tanrı’nın ilk insan Âdem’e hayat üflemesi konusunu betimlemektedir.

Şapelin bir diğer özelliği de her papalık seçiminde Kardinaller Heyeti’nin toplandığı yer olmasıdır. Kardinal: Bir araya gelerek meclis oluşturan, Katolikliğin başı olan papayı seçen ve ona danışmanlık eden başpapazlardan her birine verilen addır.

Şapel uygunsuz giysilerle girmek, içerisinde fotoğraf ve video çekmek, yüksek sesli konuşmak ve gürültü yapmak yasaktır. Ayrıca bu noktaya girişte çok uzun bilet kuyrukları bulunmaktadır. Bu nedenle biletlerinizi web sitesinden almanızı öneririz.

21) Basilica di San Giovanni in Laterano

Avrupa’nın en eski bazilikası olarak bilinen Basilica di San Giovanni in Laterano, Roma Piskoposu I. Constantine’in emriyle MS 4. yüzyılda kurulmuştur.

Zamanında papalığa seçilen din adamlarının tahta ilk çıktıkları yer olan bu yapı, günümüzde içerisinde yer alan pek çok heykel, mozaik ve fresk ile turistlerin ziyaretçi akınına uğruyor. Eğer sizlerde bu noktayı ziyaret etmek isterseniz uygun kıyafetler giymeyi lütfen unutmayın.

Bu yazı Roma serisinin 4 / 7 yazısıdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu